ahgaol

12 EYLÜLE YANLIŞ ELEŞTİRİ VE ÜÇ FİLM

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    ahgaol Forum Ana Sayfa -> MAKALE/KÖŞE YAZISI/DENEME
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
RA
general


Kayıt: 24 Şub 2006
Mesajlar: 349
Konum: kürre-i arz

MesajTarih: Pzr Eyl 23, 2007 8:27 pm    Mesaj konusu: 12 EYLÜLE YANLIŞ ELEŞTİRİ VE ÜÇ FİLM Alıntıyla Cevap Gönder

12 EYLÜLE YANLIŞ ELEŞTİRİ VE ÜÇ FİLM

PROF.DR. NAMIK AÇIKGÖZ

Mübarek 12 Eylül de geldi. Bu günün “anlam” ve “önemi”ne temas etmeden geçmek olmaz. Şunun şurasında kaç darbeceğizimiz var ağız tadıyla kutlayacağımız? (Buraya gülme ikonu yetmez, esaslı bir kahkaha efekti koyalım lütfen)

Kusura bakmayın, bugünkü yazımız mütebessim bir yazı olmayacak. Konu 12 Eylül gibi milletin anasını ağlatan bir darbe olunca, gülmek olmaz. Zaten, Beynelmilel filmini seyrettiyseniz, değil tebessüm etmek, kahkahalarınızı tutamamışsınızdır.

2006-2007 yıllarında, 12 Eylül darbesini eleştiren 3 film seyrettik: Çağan Irmak’ın filmi Babam ve Oğlum ilkiydi; ikincisi ise Ömer Uğur’un Eve Dönüş’ü; diğeri de Sırrı Süreyya Ölmez ve Muharrem Gülmez’in Beynelmilel’i idi. İlk iki filmde yönlendirici olay, 12 Eylül sabahı 7.00 sularında başlıyor; yani “darbeye uyanmak” psikolojisi. Beynelmilel ise, darbenin taşraya yansıması.


Kendi hayatımda da unutamadığım bir andır o saat 7.00 suları.

Ankara’daydım.


12 Eylül 1980 günü sabah erkenden kalkacak, Ankara’daki Mevki Hastanesine gidecek ve alacağım raporu Kültür Bakanlığına teslim edip o gün memur olarak göreve başlayacaktım. Planladığım gibi sabah 7.00 civarı kalkıp ekmek almak üzere Beşevler Meydanı’na çıktığımda, tanklar ve askerlerle karşılaştım. Durumu anladım; “Eyvah, işsiz kaldım!...” dedim ve gerçekten de işsiz kaldım. Darbeye uyanmak psikolojisini ben de böyle yaşadım yani. Roman, hikâye veya senaryo başlangıcı için, bütün metin boyunca yapılacak kurgulamayı besleyip doyuracak kadar etkili, zengin ve güçlü bir gerilim veya karşıtlığı barındıran bir psikolojidir bu.

Babam ve Oğlum ve Eve Dönüş filminin ortak iki tema’sı, 12 Eylül ve işkencedir. İki filmde de olayın yönlendirici sahnesi, 12 Eylül sabahıdır. Babam ve Oğlum’da çok kısa süren bu sahne ve bu sahneyi takip eden işkence görme, hatırlamalara dayanan bir geri dönüş tekniğiyle ve esas olayın sebebi olarak vurgulanmıştır. Ele alınan konu, oğulun yıllar sonra baba evine dönmesiyle yaşanan gerilimdir. Eve Dönüş’te ise, olay 12 Eylül sabahı başlar ve kronolojik olarak sona kadar devam eder. Olayın kahramanı Mustafa, 12 Eylül sabahı ekmek almak üzere sokağa çıktığında, darbe olduğunu öğrenir. Vak’a, bu olayla yönlenir ve filmin sonuna kadar devam ederek işkence ağırlıklı esas konu hâlinde gelişir.


Babam ve Oğlum’da, olayın kahramanı Sadık’ın suçlu olup olmadığı hiç tartışılmamış, sâdece bir durum tespiti yapılarak vak’a bu tespite dayandırılmıştır. Eve Dönüş’te ise, suçsuz bir insanın gördüğü işkenceler ısrarla vurgulanarak darbecilerin suçsuz insanlara işkence yaptıkları ve dolayısıyla bu yüzden mâşerî vicdanda mahkûm edilmeleri gerektiği işlenmiştir.

Fakat bununla, basit bir merhamet sömürüsünden ileri gidilememiştir. Merhamet çok güçlü bir beşerî his ve haslettir ama trajedinin de önündeki en büyük engeldir. Çünkü merhamet toplumlarında trajedinin etkisi zayıf olur. Eve Dönüş’te bu yapılmıştır. Ayrıca, bu filmde, gerçekten hiç suç işlememiş insanların omzundan tüfek atılmıştır. Şimdi, 12 Eylül’den önce hiçbir şeye karışmamış insanların çıkıp “Kardeşim benim omzumdan tüfek atmayın. Beş bin genç öldü. Bunları kim öldürdü? Niye o gençlerin katillerini sorgulamıyorsunuz da, bizim omzumuzdan tüfek atıyorsunuz?” derse ne yapacağız?... 12 Eylül’e maruz kalanlar sütten çıkmış ak kaşıklar mıydı yani ve 12 Eylülcüler hep bu ak kaşıkları mı cezalandırdırlar?


Beynelmilel, 12 Eylül eleştirisini, diğer iki film gibi, sadece trajedi yönüyle değil, komedi boyutuyla da işleyen bir filmdir; yani traji-komik bir anlayış hâkimdir filmde. Beynelmilel’de Adıyaman Gevendeleri (çalgıcı)’nin 12 Eylülde karşılaştıkları olumsuzluklar traji-komik bir şekilde ele alınmıştır. Filmin ana çatısı, halkın yapısından habersiz darbecilerin, “toplum mühendisliği”ne soyunup zorla değiştirme tavrı ile yerel değerlerin çelişkisine dayanır. Tabii, bu çelişki de çoğu zaman komediye ve sonunda da trajediye dönüşür.(Filmde en çok “Lorke lorke”nin gizli çalınıp söylenmesi sahnesine ve cenaze merasimindeki modernite-geleneksellik çelişkisine gülmüştüm. Cenaze marşının arasında, eli kulağa atıp ağıt tutturmak ve kabir başında, salât-ı ümmiye okumak ne çelişkiydi ama!...)


Eve Dönüş, mesajı işkence ile sınırlı kalmış bir film. İnsanî değerler açısından zengin değil, tekdüze. Babam ve Oğlum, insanî değerler açısından daha zengin: küsme, barışma, özlem, aşk, fedâkârlıklar, ümitler, hayal kırıklıkları ve komedi boyutu… Bütün bunlar, Babam ve Oğlum’u daha seyredilir kılmaktadır. Beynelmilel ise, darbecilerin “yabancılaşması”na yaptığı vurgu açısından önemlidir.


Babam ve Oğlum’da, 12 Eylül psikozu, olması gereken ölçüdedir fakat 12 Eylül eleştirisini, sâdece işkenceciliğe indirgemesiyle çok eksik bir eleştiri anlayışını yansıtmaktadır. Eve Dönüş’te ise, film süresince, işlenen tek konu 12 Eylül işkenceleridir. 26-27 yıl sonra, darbeyi ve etkilerini bu filmlerden öğrenen gençler, sâdece işkencelere yönlendirilerek önemli ve telâfisi zor bir yanılgıya sevk edilecektir. Oysa 12 Eylül, genel Türk tarihinde, mâşerî vicdana açtığı büyük yaralarla beraber, hafızalarda, antidemokratikliği ve militer zihniyetin kökleşmesiyle de, 27 yıldır halledilemeyen, önemli ve sistemli bir sosyal problem olarak yer almıştır.


İşkence gibi, insanlık tarihi için son derece vahşiyâne bir tavrın eleştirisi ön plana çıkarılırken, darbecilerin başka tarafları eleştirilmeyerek tek suçlarının işkence yapmak olduğunu, başka yönlerden masum olduklarını mı çıkarmak gerekir?


Oya Baydar, Sıcak Külleri Kaldı adlı romanında, 12 Eylül’le, çevresiyle, düşünceleriyle ve kendisiyle hesaplaşarak çok güzel bir 12 Eylül eleştirisi sergiler. O döneme, Lütfi Şehsuvaroğlu, Kafes adlı romanında, ceza evi merkezli bir hesaplaşmayla, naif de olsa, başka bir güzel örnek verir.


Gerçekten suçlu birisinin de işlenmesi ve onun yaşadığı gerilimler, çelişkiler veya kahramanlığını işlemek, hem film hem de hikâye ve roman sanatı için daha inandırıcı ve edebî, tabiatiyle kalıcı olabilir. Tek yönlü filmler ve edebî metinler, propagandif eser olmaktan ileri gidemezler ve bu tür eserlerin kalıcılıkları mümkün değildir.


Bu filmler, 12 Eylül’e, darbe sonrası bakış açılarının eseridirler. 12 Eylül’ün, siyasî, sosyal ve ekonomik tarihteki yerine tam ve doğru bir koordinata oturabilmesi için, öncesinin de edebiyat ve sinemada işlenmesi gerekir. Bu yapılmadığı takdirde, sebep-sonuç ilişkisinde, bir kırılma ve dejenerasyon ortaya çıkar ki, sonraki kuşaklarca, dönemin anlaşılması zorlaşır ve hatta imkânsızlaşır.




12 Eylül, görev alan subayıyla, eriyle, mahkûmuyla ve idam edileniyle, sade vatandaşıyla ele alınıp işlenmediği sürece, hep eksik eleştirilmiş olacaktır. Meselâ, birisi çıkıp darbe gecesi kendisiyle hesaplaşabilen bir subay açısından baksa 12 Eylül’e. Veya bir başkası, 12 Eylül’den doğrudan etkilenmeyen bir sade vatandaş gözüyle değerlendirse darbeyi.

Ben en fazla, tek derdi, sürünün eksilmesi olan dağdaki çobanın 12 Eylül’e nasıl baktığını merak ediyorum meselâ.


“Bu işleri kim yapar?” diyeceksiniz.


Bana güvenmeyin.

BOYUTHABER.COM
12.09.2007

_________________
mapusluk bir şey değil
yanıklık var bir yandan
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
mrvee
on başı


Kayıt: 15 Ağu 2006
Mesajlar: 34
Konum: ankara

MesajTarih: Sal Eyl 25, 2007 1:44 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Üç filmi de izledim.Bence hepsi birbirinden etkileyiciydi..Ayrıca geçtiğimiz sezonda 12 eylül darbesi ile ilgili izledğim bir film daha vardı.O da;ZİNCİRBOZAN..Film Abdi İpekçi suikasti ile başlayan ve 12 Eylül darbesi ile devam eden bi süreci işliyor.Bu süreçte ortaya çıkan terör olayları,bunlarla başa çıkmaya çalışan siyasiler ve yönetime el koyan ordu,ayrıca sürgüne gönderilen devlet adamlarnın yaşadıkları anlatılıyor..Film kırpıla kırpıla bu hale getirilmiş...sinema filminden ziyade tv filmi kıvamında..Film kalitesi tartışılır ama vermek istediği çok mesaj olduğu belli ..Keşke baskı altında kalmasaydılar da film ilk proje haliyle perdeye yansısaydı..O zaman gerçekler gün yüzüne daha iyi çıkardı..

_________________
ya her şeyim ya hiçim....
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
RA
general


Kayıt: 24 Şub 2006
Mesajlar: 349
Konum: kürre-i arz

MesajTarih: Sal Eyl 25, 2007 6:52 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

evet filmlerin etkileyiciliği noktasında hemfikir olunabilir. ben de 2 sini seyrettim ve yeterince etkilendim. ama mesele ele alınmamış bence. yani bu adamlar niye birbirini öldürüyor, kardeş kardeşin canına niye kastediyor problem burada. yoksa herkes biliyor ki darbe, despot yönetim berbat bir şeydir. acıları daha da çoğaltır. bu bir netice.
yani filmler netice ile ilgili olduğu kadar sebeplerle de ilgili olmalı.
tabi ki eller vicdanda olarak...

_________________
mapusluk bir şey değil
yanıklık var bir yandan
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
kamil cesur
ömer furkan'ın dayısı


Kayıt: 12 Şub 2006
Mesajlar: 1212
Konum: EŞME/uşak ^^İSTANBUL^^

MesajTarih: Çrş Eyl 26, 2007 10:13 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

yaw ben o zincirbozan filmine gittim, hem de kanyona gittim en pahalı lüx sinemaya.. filmde uyudum kaldım bea
zaten şimdiye kadar inemaya gidip de uyumadığım filmler bi babam ve oğlum bide oyşıns ilevın var Surprised

alın bi de bunu okuyun;

Ekrem Dumanlı, Zaman


80'li yıllara yaklaşırken bizim mahallede kavga yoktu; hiçbir mahallede olmadığı gibi. Sonra sert bir rüzgâr esti ve her birimizi bir cepheye savurup attı.

Tek bir kelime konuşamadan, hiç olmazsa vedalaşamadan, ayrılıverdik birbirimizden. Üç çalım atmadan pas vermeyen vefalı bir arkadaşımın (ki tek gıcık olduğum huyu buydu) Alevi olduğunu bilmiyordum o güne kadar. Nereden bilebilirdim ki; Unpazarı'nın girişinde alışveriş yaptığımız o narin ve nazik insanlara Alevi denirmiş. Az ötedeki berberin de öyle anıldığını fırtına sonrası fark edebildim. Dosttuk, arkadaştık; sevgi doluyduk, umut doluyduk. O menhus kasırga çıktığında dağılıverdik sağa sola ve kaybettik dostluğumuzu...

Rengârenkti mahallelerimiz; farklı kimlikler, farklı hayat tarzları kültürel zenginliğimizin bir parçasıydı. Tâ ki birilerinin bizi birbirimize düşman yapacağı ana kadar. Bir ilçemizin Ülkü Ocakları başkanına herkes Kürt Ali derdi. Ne incitmek için söylenirdi bu söz, ne övmek için. Her şey öylesine doğaldı ki!.. Ortaklıklar, komşuluklar, akrabalıklar vardı. Şükür ki hâlâ devam ediyor bu bağlar. Ne var ki araya giren gulyabaniler, fitne saçmak için aramıza, incir dikmek için ocağımıza, cepheler kuruyor hâlâ...

Ankara Atatürk Lisesi'ne geldiğim dakikada Hüseyin, saçlarımın niçin bu kadar kesik olduğunu sordu. Sadece baktım gözlerine. Anladı cevabımı. Tanımıyordu beni; ben de onu tanımıyordum. Bilinmez bir sebeple anlamsız bir husumet vardı aramızda. Sonra oturduk aynı sırada. Zaman içinde dost olduk, sevdik birbirimizi. O Tunceliliydi, subay çocuğuydu, devrimciydi. Ben rahmetli teyzemin yanında kalan bir meçhul adam. Yozgat doğumlu olmam, bana düşman olması için yetiyordu. Öyleydi o zamanlar. Tanıdıkça birbirimizi anladık ki; ikimiz de seviyoruz ülkemizi. Dost olduk, sırdaş olduk, arkadaş olduk...

Yeryüzünde bizim kadar kamplaştırılan bir başka ülke yok! İnanın yok! Bizde bir fırsatını bulup kardeşi kardeşe kırdırırlar. Sağcısın derler, solcusun derler; nefret tohumu ekerler. Alevi'sin derler bir türlü, Sünni'sin derler bir başka türlü... Etnik milliyetçiliği köpürtürler; oyuna gelenlerin hezeyanıyla yeni cinnetler inşa ederler. Etki de tepki de uğursuz bir planın parçasıdır. 1960'larda kamplaşma dibe vurdu da ne oldu, ne kazandı bu millet? Tahrikçiler, sebep oldukları hadiselerden mutluluk duydu mu sanki? Başlarını yastığa koyarken "iyi ki demokrasiyi yerle bir ettik" deyip derin bir uyku çekebildi mi provokatörler? 1970'li yıllarda solcu gençleri te'dip etti (!) sistem. İyi mi oldu? Ne devrim düşüncesi kaldı gönüllerde, ne evrim umudu. 80'li yıllarda hem sağı budadı statüko hem solu. Yorgun ruhların üzerine kara bir kâbus çöktü adeta. Yanlışı yanlışla tashih etmek! 90'lı yıllarda dayak yeme sırası muhafazakâr kitledeydi yeniden. Yeniden diyorum; çünkü 40'lı yıllarda başlayan ve pek çok değişik vesileyle hortlatılan bir baskı vardı zaten. 90'lı yıllarda atılan meydan dayağı, başka bir kutuplaşmanın zemini için kullanıldı.

Her ülkede siyasî, fikrî gerginlikler yaşandı, kamplaşmalar görüldü; ama her cephenin âkil insanları ortak bir noktada buluştu ve ülkelerine mesafe kazandırdı. Bir tek bizim ülkemizde kaldı semboller mücadelesinin mağara savaşçıları. Kendi insanından korkan bir sistem, kendi vatandaşından endişe eden sivil toplum (!) modeli, yeni kamplar üretmek için çırpınıp duran medya... Biz yaşadık ayrılık-gayrılık hikâyelerinin bütün acılarını. Babalarımız da yaşadı, dedelerimiz de. Bugünkü tahrikleri görünce "Yeter be kardeşim; bari çocuklarımız, torunlarımız yaşamasın bu mânâsız kavgaları" diye feryat etmek geliyor içimden. Bir milletin böyle haykırdığına inanıyorum. Yeter! Gerçekten yeter! Bu saatten sonra ayrımcılığı ve bölücülüğü kim yaparsa yapsın, hangi kutsalın arkasına sığınırsa sığınsın tarih karşısında hesap vereceğini unutmasın. Türkiye'nin yekvücut olup dünya dengelerindeki aslî yerini alma zamanı daha gelmedi mi?
25 Eylül 2007, Salı

_________________
anlatamayasınız
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
muhalif



Kayıt: 29 Ağu 2007
Mesajlar: 8
Konum: eskişehir

MesajTarih: Sal Ekm 02, 2007 9:36 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

ilk yazıyla ilgili
filmlerin 3ünü de izledim 3üde birbirinden güzel ve etkileyiciydi. İşkenceyi , idamları ,genel olarak faşizmi kötüleyen hemde hiç abartmadan anlatan filmlerdi. Acaba bu yazının yazarı 27 mayısda da o dönem hükümeti için ve asılan adnan menderes için de sütten çıkmış ak kaşık değiller diyebiliyormu?

_________________
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
RA
general


Kayıt: 24 Şub 2006
Mesajlar: 349
Konum: kürre-i arz

MesajTarih: Cmt Ekm 06, 2007 1:30 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

ekrem abi
hüzünlü yazmış. evet o günleri yaşayıp üzülmemek elde değil.
kardeşin kardeşe kırdırıldığı günler dediği gibi.
sağ sol, devrim, devlet...
işte 80 darbesi bunlara yapıldı ama kimse bu kelime ve davaların haklılığı konusunda konuşmadı. ekrem abi de öyle yapmış. o günlerin acılarını yazıp o günlerin bıçaklarını yazmamış, filmler de öyle. sonra bu acı ve ayrılıklar üzerinden mesajlar veriliyor. babam ve oğlumda "deniz" mesela. ekrem abi de "akil adam" mesela.
benim canımı sıkan şey bu.
eksik kalan şey bu.

_________________
mapusluk bir şey değil
yanıklık var bir yandan
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Dwyane Wade
çavuş


Kayıt: 01 Mar 2006
Mesajlar: 52
Konum: İbnü-l Emin Mahmut Kemal İnal Yüksek Tahsis ve Talebe Yurdu

MesajTarih: Pts Ekm 08, 2007 2:50 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

ben babam ve oğlumu izledim.tavsiye üzerine.ama pek beğendiğimi söyleyemiyeceğim.gözlerimin dolduğunu hissettiğim bi sahnesi vardı ama genel olarak iyi bi film değildi..
sevgiler..

_________________
s_akkaya
Allah'ın selamı üzerinize olsun..
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
şakiradem
yarbay


Kayıt: 26 Şub 2006
Mesajlar: 197

MesajTarih: Cmt Ksm 10, 2007 9:10 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

selcuk bırak sımdı.
emre kongar bızım foruma uye olmus herhalde.....
muhalıf dıslı bı muhalıf gercekten.
yaw recep bı goruselım be kardesım....walla kusura bakma bayram mesajını yenı okudum ben hattı degıstırdım....ohh bee dedım de obur hattı kullanmıyodum....bır hafta ıcınde arıcam ıns...
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
şakiradem
yarbay


Kayıt: 26 Şub 2006
Mesajlar: 197

MesajTarih: Cmt Ksm 10, 2007 9:15 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

haa bu arada bende fılmlerı ızledım.....belgesel tadında fılmdı bı tanesı....kamıl bu arada senın belgeseller hazır ama...bızım evde olmaz dıyo evdekıler.....ortada bı yerde bulusalım ızle.....mesela ortakoy....su da var....
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
kamil cesur
ömer furkan'ın dayısı


Kayıt: 12 Şub 2006
Mesajlar: 1212
Konum: EŞME/uşak ^^İSTANBUL^^

MesajTarih: Pzr Ksm 11, 2007 7:25 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Surprised bu hafta içinde geliyom aga, hem evini hiç ziyarete gelmedim, bi ıslatalım diyom Confused

_________________
anlatamayasınız
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
RA
general


Kayıt: 24 Şub 2006
Mesajlar: 349
Konum: kürre-i arz

MesajTarih: Pts Ksm 26, 2007 2:16 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

şako yeni işin hayırlı olsun
artık sevgilileri haydarpaşadan ayıran trenin yanında seni de göreceğiz dizilerde filmlerde...
biz sabit.
hat sabit
hayat sabit
mekan sabit
...
sa
b
it...

_________________
mapusluk bir şey değil
yanıklık var bir yandan


En son RA tarafından Cum Ksm 30, 2007 8:26 pm tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
şakiradem
yarbay


Kayıt: 26 Şub 2006
Mesajlar: 197

MesajTarih: Çrş Ksm 28, 2007 3:10 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

ALLAH yardımcın olsun dostum....
ne dıyım us ile uslanmadın....
zaten uslanacagında yok...
ama boyle ask...
nasıbıne saygısızlık olur....
ALLAH inşallah huri gibi avrat nasib eder de ona aşık olursun da unutursun.....
haydarpasaya gelınce zaten sevgılıler ayrılırken baya bı hasret gıderıyo..
yanı tecavuzcu coskun bızım genclıgın yanında molla kalır anasını satem....
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
kamil cesur
ömer furkan'ın dayısı


Kayıt: 12 Şub 2006
Mesajlar: 1212
Konum: EŞME/uşak ^^İSTANBUL^^

MesajTarih: Çrş Ksm 28, 2007 11:16 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Confused böyle romantik bi diyalogun sonunu ne güzel bitirmişsin yahu ;)




kayıtsızlık, her bakımdan mükemmel bulduğumuz, yeryüzünün öylesine üstün, kendimizi ise karşısında yeryüzünün öylesine asagi bi varlığı olarak görmemize sebep oluyo ve bu yüzden ne başkalarının ne de 'o'nun bizi 'o'na layık görmediğini hissetmemize sebep oluyo.. ve en karışık ve çözülemeyen sorulara hayatın verdiği genel cevapla karşılaşıyoruz; günün isteklerine göre yaşayıp, kendimizi unutuyoruz.. unutmanın yetmediği zamanlarda kaçtığımızı korkularımız bizi köşeye sıkıştırıyo, biz o köşede yine allaha yalvarıyoruz, acılarımızdan haykırıyoruz, kendimizden ve hayatımızdan iğreniyoruz.
elimizde kalan koskoca bi NEDEN?? sorusu, cevap: NASİP, deyip geçilmiyo işte.




bunu söylemek istemezdim, söylenmesi gerektiği için söylüyorum
şakirin "nasibine saygısızlık olur" sözüne binaen söylüyorum,
yakında evlenecek olan insan için 'aşk' dokundurması yapılmasa iyi olur.

_________________
anlatamayasınız
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
mustafa
general


Kayıt: 13 Şub 2006
Mesajlar: 981
Konum: keles-bursa-ankara

MesajTarih: Pzr Arl 16, 2007 9:54 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

mezaRA Reco mu yaaa..Ulen şöyle adam akıllı isimlerle girmiyonuz tanıyamıyoz..ya ağzımdan kötü bişi çıksaydı:P

bu arada bu film muhabbeti ne yaw..boşverin filmeleri dönemi herkes kafasına göre anlatıyo:P

american gangsters var onu izleyin:D

bu arada istanbula ne zman gelelim..artık vakti gelmedi mi yaa bizi davet etmenizin:P

_________________
Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz,
Ey vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz;
Gül ki sen, neş'enle gülsün ay, güneş, toprak, deniz.
Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yahoo Messenger MSN Messenger
şakiradem
yarbay


Kayıt: 26 Şub 2006
Mesajlar: 197

MesajTarih: Sal Arl 18, 2007 1:16 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

en iyi o film mi anlatıyo 12 eylululu..izleyeleim o zaman....musti al sana davet bayramda gel yanıma istanbuldayım...eger gelmezsen bi dahada davet bekleme...
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
mustafa
general


Kayıt: 13 Şub 2006
Mesajlar: 981
Konum: keles-bursa-ankara

MesajTarih: Çrş Arl 19, 2007 1:33 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

olm sen de tam zamanında davet ediyon.istanbullular bile bayramda istanbuldan kaçıyo sen bana istanbula gel diyon.

sen git trenlere hareket çek Cool

_________________
Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz,
Ey vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz;
Gül ki sen, neş'enle gülsün ay, güneş, toprak, deniz.
Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yahoo Messenger MSN Messenger
şakiradem
yarbay


Kayıt: 26 Şub 2006
Mesajlar: 197

MesajTarih: Çrş Arl 19, 2007 10:45 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

serefsiz....
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
mustafa
general


Kayıt: 13 Şub 2006
Mesajlar: 981
Konum: keles-bursa-ankara

MesajTarih: Çrş Arl 19, 2007 11:26 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

buyur abi bana mı seslendin Cool

şako ee adsl bağlandı galiba..bi tek ikimiz yazıyoz..

_________________
Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz,
Ey vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz;
Gül ki sen, neş'enle gülsün ay, güneş, toprak, deniz.
Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yahoo Messenger MSN Messenger
kamil cesur
ömer furkan'ın dayısı


Kayıt: 12 Şub 2006
Mesajlar: 1212
Konum: EŞME/uşak ^^İSTANBUL^^

MesajTarih: Pts Arl 24, 2007 1:15 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

lan mıstık, seni davet eden şerefsizdir asıl, dingil seni davet ettik de noldu, patavatsızlığından g.tünle göğü yıkıyon lan
çağırmam seni, sora küserim müserim iyi olmaz.
ki çağırsak da sen geliyom deyip gelmezsin zaten :S

_________________
anlatamayasınız
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
mustafa
general


Kayıt: 13 Şub 2006
Mesajlar: 981
Konum: keles-bursa-ankara

MesajTarih: Sal Arl 25, 2007 12:40 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

gelicem olm en geç mart ayının ilk haftası..

size en uygun tarih..sınavlar başlamadan..

hadi bakalım bu sefer de gelmeyen en adiii Cool

_________________
Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz,
Ey vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz;
Gül ki sen, neş'enle gülsün ay, güneş, toprak, deniz.
Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yahoo Messenger MSN Messenger
kamil cesur
ömer furkan'ın dayısı


Kayıt: 12 Şub 2006
Mesajlar: 1212
Konum: EŞME/uşak ^^İSTANBUL^^

MesajTarih: Cum Arl 28, 2007 2:31 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

lan adiisin zaten, mal

mart ayıymış, üç ay sorasına randevu veriyo ite bak, o zamana kadar ben on kez gelirim lan ankaraya

_________________
anlatamayasınız
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
mustafa
general


Kayıt: 13 Şub 2006
Mesajlar: 981
Konum: keles-bursa-ankara

MesajTarih: Cmt Arl 29, 2007 11:30 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Cool ancak o zaman müsaitim olm..

toplantılar falan anca..

_________________
Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz,
Ey vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz;
Gül ki sen, neş'enle gülsün ay, güneş, toprak, deniz.
Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yahoo Messenger MSN Messenger
kamil cesur
ömer furkan'ın dayısı


Kayıt: 12 Şub 2006
Mesajlar: 1212
Konum: EŞME/uşak ^^İSTANBUL^^

MesajTarih: Pts Arl 31, 2007 6:46 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

hasss....
toplantiymis, artizligini yiyim ben senin

gelme lan istemiyom, kal ankaranda
bi insan istanbula gelmeden ogrencilik hayatini bitiriri mi yahu
serefsiz mıstık

_________________
anlatamayasınız
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
mustafa
general


Kayıt: 13 Şub 2006
Mesajlar: 981
Konum: keles-bursa-ankara

MesajTarih: Sal Oca 01, 2008 12:06 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

olm yemin etmeyeyim ama gelecem yaw..

ciddiyim bakk..hiç bu kadar ciddi olmamıştım Sad

gelmeyen "O" olsun.. Mr. Green

_________________
Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz,
Ey vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz;
Gül ki sen, neş'enle gülsün ay, güneş, toprak, deniz.
Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yahoo Messenger MSN Messenger
herkeskendihayatiniyasar
general


Kayıt: 17 Şub 2006
Mesajlar: 418
Konum: ERZURUM/ÇARŞI/BAZAAR

MesajTarih: Pzr Oca 27, 2008 5:47 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

12 eylülde nolmuştuki ya...

_________________
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce
Bir yer var; biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
mustafa
general


Kayıt: 13 Şub 2006
Mesajlar: 981
Konum: keles-bursa-ankara

MesajTarih: Çrş Oca 30, 2008 1:25 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

oğlan olmuştu..

_________________
Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz,
Ey vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz;
Gül ki sen, neş'enle gülsün ay, güneş, toprak, deniz.
Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yahoo Messenger MSN Messenger
herkeskendihayatiniyasar
general


Kayıt: 17 Şub 2006
Mesajlar: 418
Konum: ERZURUM/ÇARŞI/BAZAAR

MesajTarih: Pts Şub 04, 2008 11:07 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

boyle eski olaylardan oldum olası bişi anlamam bırakın siyaset yapmayı herkes işini yapsın...

_________________
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce
Bir yer var; biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    ahgaol Forum Ana Sayfa -> MAKALE/KÖŞE YAZISI/DENEME Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açabilirsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap verebilirsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız





Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Flower Power phpBB theme by Flowers Online. Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.098