bir gün biz yine lise-2 sayısal erkekleri olarak bir manyaklık yapmaya daha karar verdik.
tüm erkekler olarak bir pazar günü okul servisleri ile dağa çıkmayacak, daha geç bir saatte bir başka minübüsle dağa çıkacaktık.
derken bir hafta öncesinden araştırma yapıldı, dağa çıkmak için kullanılacak araç belirlendi ve planlar yapılmaya başlandı.
derken olayın geçtiği pazar günü geldi çattı.
biz yine milletle aynı vakitte servislerin olduğu mekana geldik sanıyorsam.(belki de gruptan sadece ben gitmemişimdir.)
tabi elbette laz gibi, mahmut hoca gibi, özer gibi kurallara sonuna kadar riayet eden arkadaşarımız bizi sattılar ama biz yine salt çoğunluğu sağlayarak 5 kişi planı uygulamaya koyulduk.
kamil, ömer, fuki, ben bi de bir kişi daha vardı.hatırlayamayacağım şimdi
neyse saat 9 da bineceğimiz minübüs kalkıyordu.o saatte minübüsün kalkacağı yerde buluştuk.zaten tahtakaleden kalkıyordu.
velhasıl biz yolculuğa başladık.keles yolundan gidiyoruz.şöföre "abi 500 bin daha atalım bizi okula kadar çıkartıver" dedik.adam döndü arkasına baktı "bunlar beş kişiler, valla dediklerini yapmazsam döverler" dedi heraldeki bizi okula çıkarmaya ikna oldu

(paradan değil yani)
neyse saat 22.15 civarında okula geldik.kapıda mümin (aydın) nöbetçiydi." aga müdür sizi arıyo nerdesiniz a.q." dedi.
ulan o zamana kadar şen şakrak olan biz başladık 3.5 atmaya.mümine "bizim kahverengi pantolonlarımızı getir de kızlara rezil olmayalım" bile dedik heralde
sınıfa girer girmez millet bize "eyvah disipline gidiyonuz" falan demeye başladı biz iyice korkmaya başladık.
başladık telefonlarla bursayı (evdekileri) aramaya."okuldan ararlarsa bizim bilgimiz var, biz izin verdik falan deyin" dedik.
sonra çıktık müdürün odasına.davut hoca da içeride sinirli sinirli konuşuyolar.sonra davut hoca çıktı odadan, özer hoca "burası dingonun ahırı mı istediğiniz zamanda geliyonuz" diye bağırdı.
ulan biz iyice korkmaya başladık, artık sonumuzun geldiğini falan hissettik.
"biz sizi çağıracağız siz gidin" dedi davut hoca.
ertesi gün (pazartesi) sabah ilk teneffüsten itibaren her teneffüste soluğu davut hocanın yanında alıyoduk.tabi her gidişimizden önce de hazırladığımız savunmayı ezberlemeye çalışıyoduk.herkes aynı yönde savunma versin diye ortak bi savunma bile hazırlamıştık.
herkes minibüsün sol arka lastiği patladı diyecekti

gibi.
neyse 3-4 defa gittikten sonra davut hoca "oğlum hadi gidin burdan (bi küfür sallamıştır garanti) her teneffüs her teneffüs ne bu, biz sizi çağırırız" dedi.
tabi biz sınıfa gittik.baktık bizi çağıran yok.derin bir ohhhhh çektik.

o zaman çocuklar gibi şendik.
akşam etütlerde hep bunun muhabbetini yaptık.hatta fukinin gazıyla bu olayı yazıya döküp, anımızı ölümsüzleştirmeye karar vermiştik.
herkes bi şeyler yazmaya başladı.ben de bi şeyler karalamıştım ama benim edebi yönüm zayıf, hatta hiç olmadığından ben çöpe attım yazdıklarımı.
belki fuki hala saklıyodur.çocuklarımıza anlatacağımız bir hikayemiz oldu diye baya sevinmiştik.
neyse baya 3.5 attığımız halde çok da sevinmiştik.
