Yağmur çiseliyordu hafiften, bir ses duydum gaipten, yüreğimin yaralı tellerini titreten… En son bu sesi ayrılırken duymuştum senden. Ne kadar kalp varsa seven ve sevilen, etkilenirdi bu sesten. Bir sana duyuramadım, bir sen duymadın bu sesi kendinden. Belki dinlemedin, dinleyemedin derinden. Belki de suçun yoktu, yüzdürüyordu bu hayat senin duygularını yüzeyden. Korkuyordun, biliyorum, dinlemeyi sevdiğin, seni bir an için olsun yüreğimin derinliklerine götürecek kelimelerden.
Yanlış anlama sana değil asla bu sitem; engelleyemeyişime bu sesin kayboluşunu sana onu dinletemeden.
Ben bu yağmurlu gecede “senin beni sevebilme ihtimalini severken”, ihtimaller denizinde boğuluşumu görür müsün acaba? Bilemem… “artık ben istesem de sevemem” yalanını istesem de söyleyemem. Teslim bayrağını ben doğarken açmış kader benim yerime, daha fazla direnemem. Bana seni hatırlatan bu yerlerden gidemem ama ne kadar mantıklı olur kalmamı istemen? Bana yüreğinde sığınabileceğim, yüreğimi ısıtabileceğim bir yer vermeden… İçine girdiğim bu girdaptan kurtulamadım, kurtulamıyorum, galiba kurtulamayacağım ben.
“ÖLÜM HER AKLINA GELDİĞİNDE
AH EDİP VAH EDİP İNLEME
BU HALİNLE TANRIYI İNCİTMİŞ OLACAKSIN
ECEL KAPINA DAYANDIĞI ZAMAN
EVİ TELAŞA VERME
ÇÜNKÜ O GELDİĞİ ZAMAN
SEN ÇOKTAN GİTMİŞ OLACAK
Evet, sen geldiğin zaman ben çoktan gitmiş olacağım… Ben sensiz öldüm bağışla…
:evil: ht :twisted: